23 Mart 2009 Pazartesi
Diyabet Nedir.
Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun(şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankraeas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enrjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen "kapılar" vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun "anahtar" varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz "kapısının" açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin( hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir.
21 Mart 2009 Cumartesi
Kansizlik Nedir. Kansizligin İnsan Sagligina Etkileri
Kan, içerdiği hücreler ve maddelerle kalpten tüm organlara pompalanan ve organların oksijen ve besin maddesi ihtiyaçlarını karşılayan bir sıvıdır. Düzenli olarak aldığımız sıvı ve besin maddeleri kana geçerek organlara dağıtılır. Soluduğumuz havada bulunan oksijen akciğerlerden kana geçerek kalbe buradan da organlara ulaştırılır.
Kanda oksijen taşıyan hücrelere alyuvarlar adı verilir ve bu hücreler en iyi şekilde işleyebilmeleri için düzenli olarak üretilmelidirler. Yaşlanan hücreler dalak tarafından devre dışı bırakılır ve kemik iliğinde yeni hücreler üretilerek kana verilir.
Vucutta Kansızlıgın Azalması İnsanın Saglıgına Bakması Gerekir. Kansız Bir Kişi Tansiyon Ya Da Çeşitli Hastalıklara Yakalanabilir. Kansız Kişi Kendini Kan Yapacak Tüketimlerde Bulunması Gerekir. Kansızlıgın İnsan Saglıgına Etkileri Çok Çeşitlidir. İnsan Vucudu Kansızlıktan Dolayı Vucutta Kan Dolaşımını İyi Yapamayabilir.
25 Şubat 2009 Çarşamba
Bulaşici Hastaliklardan Korunma Yollari
Rezervuar (Enfeksiyonun kaynağı): Mikroorganizmaların doğal olarak yaşayıp üredikleri ortamdır. İnsan, hayvan, cansız nesneler (su, toprak) olabilir.
Çıkış kapısı: İnsanlarda; solunum sistemi, boşaltım sistemi, sindirim sistemi ve deri bütünlüğünün bozulduğu yerlerdir. Örneğin: mikroorganizma balgam, tükürük, dışkı, idrar, kan vs ile vücut dışına çıkar.
Kaynaktan çıkış (Yayılma yolları): Çeşitli araçlarla mikroorganizmalar bir yerden başka yere taşınırlar bunlar bulaşmış (kontamine) besinler, su veya cansız nesnelerdir (tarak, giysi, makas, vs Yayılımda, vektör ve portör önemli rol oynamaktadır .
Giriş kapısı: Mikroorganizmaların vücuda girdiği yerlerdir, genellikle giriş ve çıkış yolları aynıdır: Ağız, burun, deri, vajen, göz, kulak, damarlar, gibi.
Konakçı: Mikroorganizmayı vücudunun üzerinde veya içinde barındıran, insan veya hayvandır. Özellikle vücut direnci azalmış, kronik hastalığı olan, dengesiz beslenen, aşırı yorgun, alkol / sigara bağımlılığı olan ve bağışıklık sisteminin yetersiz olduğu kişiler, uygun konakçıdır.
21 Şubat 2009 Cumartesi
Kalsiyum Nedir Kalsiyum Saglik İçin Önemleri
16 Şubat 2009 Pazartesi
Bakteri, Bakteri Nedir Bakteri Çeşitleri
Bakteriler bitkilerden ve hayvanlardan farklı olarak hızlı çoğalan canlılardır. Bu canlılar biyokimyasal etkileri bakımından canlılar aleminin dengesini sağlamada çok büyük önem taşırlar. Hemen hemen her yerde yaşayabilirler, bu nedenle de sayıları çok fazladır. Hatta dünyanın en fazla üyesi olan canlıları bunlardır. Bu küçücük canlılar üzerinde yaşadığı canlılardan beslenirler. Ayrıca ölü dokular, organlar da bakterilerin besin kaynağını oluşturur. 3,5 milyar yıldır dünyada yaşayan bakteriler, virüslerden daha büyüktür. İnsan için faydalı ve faydasız olmak üzere iki tip bakteri vardır.
Romatizma Nedir Romatizma Tedavi Yollari
| Romatizma tek bir hastalık değildir. 200'e yakın hastalık bu sınıfa girer.İltihaplı romatizmalar (Romatoid artrit, Still Hastalığı, Sistemik Lupus Eritematozis, Skleroderma, Polimiyozit, Dermatomyozit, Behçet hastalığı ve diğer vaskülitler, Spondilitle birlikte olan artritler) Kuru romatizmalar (Dejeneratif eklem hastalığı), Mikrobik ajanlara bağlı olanlar, Metabololik ve endokrin hastalıklara bağlı olanlar, Tümörlerle beraber olan romatizmal hastalıklar, Sinir sistemi hastalıkları, Eklem dışı romatizmalar(yumuşak doku romatizmaları) ve sınıflandırılamayanlar. Eklem romatizmaları; osteoartrit (kireçlenme), romatoid artrit(iltihaplı eklem romatizması), yumuşak doku romatizmaları (fibromiyalji, MAS, bel sırt ve boyun ağrısı ) bunlar arasında en sık görülenleridir. Kalıtsal özellikler (genetik yatkınlık) bazılarında önem taşır. Romatizmal hastalıklar genel olarak kadınlarda daha sık görülmekte ve yaş ilerledikçe sıklığı artmaktadır. Bununla birlikte erkeklerde daha sık görülen (gut, ankilozan spondilit) ya da ön planda gençlerde görülen (sistemik lupus eritematozus, ankilozan spondilit) hastalıklar da vardır. Romatizmal hastalıklar çocukluk çağında da görülebilir. Romatolojik hastanın en sık yakınmaları ağrı, halsizlik, yorgunluk ve tutukluktur. Bu ağrı eklem veya eklem dışında olabilir. Hastalıklı eklemde ağrı uzun süren hareketsizliği izleyen devrelerde daha belirgin olarak hissedilir. Bu bakımdan sabahları hastalar eklemlerini çok zorlukla hareket ettirirler. Sabah sertliği de denen bu olayın süresi hastalığın tanısında çok önemlidir. 15 dakikadan az süren sabah sertliği normal insanlarda da özellikle ileri yaşlarda görülebilir. Eklemde olduğu zaman iltihap belirtileri ile beraberdir( şişme, kızarıklık gibi) (artrit), veya sadece ağrı vardır (artralji). Uzun süren artritler eklemlerde şekil bozukluğuna ve eklemin hiç hareket edememesine yol açabilirler. Eklemlerin yapısının, özellikle kıkırdağın bozulması (dejenerasyon) ile seyreden ve halk arasında kireçlenme olarak da adlandırılan osteoartrit (artroz) en sık görülen eklem hastalığıdır. En çok diz ve kalça eklemlerini etkiler, çok sayıda eklemi tutması nadirdir. Genellikle kırk yaşından sonra görülür. Bu hastalıkta ağrı genellikle hareket sonrasında ortaya çıkar, sabah yoktur. Bir çok hasta kendini kuru ve sıcak günlerde daha iyi, soğuk ve rutubetli günlerde daha kötü hisseder. Bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar kas-iskelet sistemi dışında derimizi (kızarıklık, döküntü), iç organlarımızı (akciğer, böbrek, beyin vb.) etkileyebilir. Romatizmal hastalıklarla beraber olabilen eklem dışı şikayetler ise şunlardır: Zayıflama, iştah kaybı, ateş, göz yakınması(kırmızılık, kaşınma, bulanık görme), karın ağrısı, ishal (özellikle kanlı), yan ağrısı, göğüs ağrısı, saç dökülmesi, güneş ışığına aşırı duyarlılık, deri döküntüsü, kuru ağız ve göz, ağız içi yara ve aft, bel ve sırt ağrısı, topuk ağrısı olabilir. Eklemlerde bulunan zarın (sinovya) ve daha sonra eklemin iltihaplanmasının ön planda görüldüğü romatoid artrit yıllar içinde eklemlerin tahrip olmasına yol açabilen, sık görülen, müzmin bir hastalıktır. Çok sayıda eklemde iltihap görülür. Tüm vücudu etkileyen (sistemik) ve iç organları da tutabilen bir hastalıktır. Erken teşhis edilmesi ve uzun süre ilaçlarla tedavi edilmesi gerekmektedir. Omurga ve leğen kemiği eklemlerini tutan müzmin romatizma hastalığı ise ankilozan spondilit adını alır. Genç erkeklerde daha sık görülür. Tedavi edilmemesi omurga hareketlerinde kısıtlanmaya yol açabilir. Romatizmal hastalıklar vücudun her bölümündeki eklem kas damar ve sinir dokularını tutabilir. Baş, boyun, sırt, bel ve diğer eklemlerin ağrı ve tutukluklarının da kökeninde büyük bir olasılıkla önemli bir romatizma başlangıcı vardır. Romatizmal Hastalıklarda Tedavi Romatizmal hastalığın tedavisi hastalığa ve hastaya göre değişir, her hastaya kişisel bir tedavi planı yapılması gerekir. Doktor tarafından önerilmeyen tedaviler yararsız ve tehlikeli olabilir, uygun tedavinin yapılması gecikebilir hatta hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için hastalığa erken ve doğru teşhisin konulması gereklidir. Romatizmal hastalıklara erken dönemde teşhis konulması güç olabilir ve hastanın bir süre konunun uzmanı tarafından tetkik edilmesi ve izlenmesi gerekebilir. Romatizmal hastalıkların belirtileri zaman içinde değişiklik gösterebilir. Şikayetin olmadığı veya çok azaldığı dönemleri hastalığın alevlenip şikayetlerin arttığı dönemler izler. Romatizmal hastalıkların bir bölümü çok uzun süre devam edebilir, bazılarının tedavisi uzun sürebilir ve zordur. Bu hastalıklara müzmin (kronik) hastalıklar denir. Bu hastalara tedavi de verilen ilaçlar ve fizik tedavilerin doktor kontrolünde sürekli alması gereklidir. Yapılan tedaviler hastalığı tamamen yok etmese dahi hastalığın ilerlemesini önleyerek günlük yaşamın ağrısız ve rahat olmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Eklemlerdeki yükü artıran fazla kiloların verilmesi, doktor tarafından önerilen egzersizlerin düzenli yapılması veya damar yapısını bozan sigara kullanımının bırakılması bazı romatizmalı hastalar için çok önemlidir. Romatizmalı hastaların hastalıkları, kullandıkları ilaçlar ve ilaçların olası yan etkilerini bilmesi hasta açısından çok önemlidir |
Kanser Kanser Nedir Kanser Çeşitleri Kanser Belirtileri
Kanser Çeşitleri
Meme Kanseri
Testis Kanseri
Kolorektal (Kalın Bağırsak ve Rektum) Kanser
Akciğer Kanseri
Servikal (Rahim Boynu) Kanser
Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri
İdrar Yolu ve Mesane Kanseri
Ağız Kanseri
Gırtlak Kanseri
Prostat Kanseri
Cilt Kanseri
Sagligi Tehdit Edici Unsurlar
Bebeğiniz yeşil renkli kusarsa
Ateşi 39 derecenin üzerine çıkarsa
Çok kusup aynı zamanda ağlarsa
Ağlarken bıngıldağı kabarırsa
Rengi solarsa
Kanlı ve sümüksü kaka yaparsa
Bu Tür Rahatsızlıklarda Zaman Kaybedilmeden Acil Olarak Hasteneye Gidilmesi Gerekir. Bu Tür Rahatsızlıklar İnsanda Olumsuzluklara Yol Acar.
Bulaşici Hastaliklar Nelerdir Korunma Yollari
Bulaşıcı Hastalıklar:
Kızamıkçık
Kızamık
Kabakulak
Boğmaca
Suçiçegi
Kızıl
15 Şubat 2009 Pazar
Mikrop Nedir Hastalıklardan Korunma Yolları
Şifali Otlar Hastalıklardan Kurtulma
Aşın tüketimi halinde vücutta bazı problemlere sebep olan kafeinin yetersiz kullanımı da sorun. Bu nedenle uzmanlar her insanın günlük olarak yeterli ve dengeli bir şekilde kafein tüketmesi gerektiğini söylüyor. Günlük 300 mg kafein tüketimi ise sağlık için risk oluşturmuyor. Nutrizone Sağlıklı Yaşam diyetisyenlerinden Rabia Yurdagül, kafein tüketmeyen insanlann çabuk sinirlendiğini ve bu kişilerin yeterli kafein alanlara göre daha fazla konsantrasyon sorunu yaşadığını belirtiyor. Rabia Yurdagül, yeterli kafein tüketmeyen insanlarda dikkat güçlüğü görüldüğünü vurguluyor. Bu semptomların ise kafein içeren bir içecek veya yiyecek tüketimi ile düzeltilebildiğini söylüyor. Yurdagül, “Kafeinin en iyi bilinen özelliği dikkati artırma ve toplamaya yardımcı etkisidir. Bu nedenle uzun yolda araba kullananlara ve uykusu gelenlere 1 bardak çay veya kahve içmelerim öneriyoruz.” diye konuşuyor. Kafeini azaltmanın en iyi yöntemi ise bol miktarda su tüketmek. Su, vücudun toksinlerden arınmasına ardımcı olarak kafem, tüketimini yavaş bir şekilde sonlandrnyor. Kafein fazla miktarda tüketildiğinde vücuttaki kalsiyum idrar yoluyla dışan atılarak kalsiyum depolarının azalmasına neden oluyor. Aynca fazla miktarda kafein, düşük doğurganlığa sebebiyet verebiliyor. Araştırmalar günlük, 5 kupa kahve tüketiminin doğurganlığı % 60 azalttığını göstermiştir.
